CAN ATİLLA’dan yepyeni bir albüm "Mevlâna’dan çağrı dans müziği"

Average: 5 (1 vote)
Can Atilla Mevlana

Elektronik New Age müziğin ülkemizde ve yurt dışındaki başarılı temsilcisi Can Atilla, büyük ilgi gören Osmanlı üçlemesi “Cariyeler ve Geceler”, “1453 - Sultanlar Aşkına“ ve ’’Aşk-ı Hürrem’’ albümlerinin ardından yepyeni albümü “Mevlâna’dan Çağrı dans müziği” ile Mevlâna’nın sırlarla dolu mistik - kainatsal dünyasını notalarına yansıtıyor.

Can Atilla’nın, Mevlâna anısına yazdığı ilk eser olan “800. Yıl Oratoryosu” İstanbul Devlet Operası Orkestra ve Korosu tarafından Aya İrini, AKM ve Uluslararası Aspendos Festivalinde sahnelenmiş, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından da seslendirilmişti.
Ayrıca TRT tarafından çekilen, Türkiye Yazarlar Birliği “2007 En İyi Televizyon Belgeseli” ödülü ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin “2007 Türkiye Televizyon ve Gazetecilik Başarı Ödülü” sahibi “Mevlâna Celaleddin-i Rumi” belgeselinin müziklerini de bestelemişti.

Sanatçı, Mevlâna anısına bestelediği onbinlerce dinleyiciye ulaşmış bu epik oratoryonun ardından yine Mevlâna konulu tümüyle özgün ilk Türk balesi olan “Çağrı” dans gösterisinin müziklerini besteleyerek bu eserleri yeni albümünde topladı.

Albümde Mevlâna’nın 1207 yılında Afganistan’da başlayan ve yüzyıllara yayılan hayat hikayesini anlatan sanatçı, O’nun yalnızlık ve arayış dolu sevgisinin ilahî aşka dönüşmesini müziğiyle yeniden canlandırıyor. 15 parçadan oluşan albümde Mevlâna’nın hayatını değiştiren olaylar, kişiler, rüyalar, Mevlevi ney taksimleri, etnik- ritüelik dans ritmleri ve senfonik bir müzikle ifade ediliyor. Besteci Can Atilla yeni albümünü şu sözlerle anlatıyor:

“Mevlâna” söz konusu olunca müziğin derinliği ve insan ruhundaki çağrışımları bambaşka olur. Ama nedense beni en çok etkileyen konu Şems-i Tebrizi olmuştu. Belki de tetikleyici ve yakıcı olmuş olması sebebiyledir. Bu tanrısal dostluk sanki bir şeylerin “kırılma noktası” gibi geldi bana. Sanki bardak zaten hep taşmayı beklemiş gibi. Müziği bestelerken aklımda hep aynı soru vardı: Ya Şems gelmeseydi?

Devlet Opera ve Balesi'nde sahnelenmeye devam eden "Çağrı" dans gösterisinin koreografisi dünyaca ünlü Mehmet Balkan'a ait. Lale Balkan tarafından sahneye konulan eserin orijinal öyküsü ve librettosu ise gazeteci - yazar Şefik Kahramankaptan'a ait.

Can Atilla’nın “Mevlâna’dan Çağrı dans müziği” albümü
13 Ağustos 2008’de tüm müzik marketlerde...


Albümde yer alan eserler ise sırasıyla şöyle:

1 –Belh – Afganistan 1207 ( Toplu dans )
Horasan diyarının büyük alimi Bahaeddin Veled bir oğul sahibi olur. Adını Celaleddin koyar. Yıllar rüzgarlara karışır, tüm aile bir sabah Horasan’dan kervanla ayrılır. Bağdat’ a geldiklerinde Bahaeddin Veled, alim Ferideddin - i Attar’ ı ziyaret eder. Celaleddin’ i gören Attar alimler sultanına “ bu senin oğlun bir ateştir, kordur, yanmak isteyen gönülleri alev alev yakacak ” der. Sekiz yüz yıldır dünya, aşkının görkemiyle onu anıyor, gönüller Tanrısal hayranlığa giden yolda onun dizeleriyle yön buluyor.

2- Rüzgarlar Sustuğunda ( Mevlana, halk, dervişler - solo ve toplu dans )
Babası ölmüş ve kürsü boş kalmıştı. Onun eteğini tutanlar şimdi yeni bir yol gösterici arıyorlardı. Alimler Sultanı düşler aleminden gerçekler alemine göçmeden önce oğul Celaleddin’e söylenmesi gerekenleri söylemiş, hakikat sırlarını bir bir göstermişti .Ama o, şimdi bu beklenmedik yokluk karşısında şaşkın, kanadı kırık, yolsuz yordamsız kalmıştı. Halk toplandı, ( 2:07 ) “ hakikat yolunda bize yol göster, ışığımız ol, fenersiz gemiler karaya oturur” dediler ve babasının yerine onu oturttular.

3- Gevher Banu’nun Aşkı ( solo dans )
Mevlana, Şems-i Tebrizi’ nin yok oluşunda kaybolmuştu. Acı içinde suskun, bir köşede gelmeyecek olanı bekliyordu. Gevher Banu ise kocasının acısını hissediyor, onu sevgisiyle avutmaya çalışıyordu. Ona, yolunu gözleyenleri hatırlatıyor, hayata dönmesi için adeta yalvarıyordu.

4- Maracel Behreyn ( Şems solo dans - Mevlana ile ikili dans )
Hayatı boyunca hakikatin peşinde, kendini onda görebileceği bir mürşit arayıp durmuştu.
O “aşk göklerinde kanat çırpan” ı arıyordu. Bağdat da, Şam’da niceleriyle konuştu,tartıştı. Sonunda onu Rum ülkesinde, Konya’da buldu. ( 2:22 ) İki deniz birbirine kavuştu,( 2:46 ) sözler gerçek anlamını buldu, ve birbirlerinde Tanrı’nın yansımalarını seyrettiler.

5- Ateş’in Daveti ( Halk - toplu dans )
Şems’in gelişi ile coşan ilahi aşk ateşle harlanıyor, tanrı sevgisi ile taşan gönüller arşa yüceliyordu. Ona neden Sema ettiğini soranlara “ sema hayretlerin bitmesi, hayranlıkların başlamasıdır, sema hayattan ölüme uçuş, ölümden ölümsüzlüğe kanatlanıştır” diye cevap veriyordu. Bu sözleri duyan halk onunla birlikte sema etmeğe başlamıştı. Ruhlar onun ışığında yıkanıyor, semada birleşiyordu.

6 – Şems-i Tebrizi’nin Ardından ( Mevlana, haberciler - toplu dans )
Şems’in yok oluşuna inanmak istemiyor, “ gitti, onu çok üzdük, ama o beni sever, mutlaka dönecektir” diye yokluğunda kendini avutmaya çabalıyordu . Ondan haber getirdiğini söyleyenleri bir çocuk saflığıyla dinliyor, onlara kaftanını, eşyalarını çekinmeden hediye ediyordu. ( 2.45 ) Haberlerin gerçek olmadığını kendisine söyleyenleri ise “bütün bu hediyeleri onların yalan haberlerine veriyorum, gerçeğini duysam canımı verirdim” diyerek cevaplıyordu. ( 3:17 )

7- Işıkla gelen ( Dervişler - toplu dans )
Sahnenin tam ortasında ışıktan oluşmuş Nur’u temsil eden bir şekil belirir. Halk aradıkları Nur’a kavuşmanın heyecanı ile sema ederler.

8- Kervan ve Son Yolculuk ( Giriş Müziği ve cenaze sahnesi - toplu dans )
Giriş Müziği:
Bahaeddin Veled kendisine Horasan’da yapılan haksızlıklara dayanamaz ve bir gün sabahın ilk ışıklarıyla ailesi ve ona inananlarla birlikte yola çıkar. Kervan önce Bağdat’a, sonra sırasıyla Mekke’ye, Şam’a, Erzincan’a, Malatya’ya, Kayseri’ye ve sonunda Larende’ye yani Karaman’a gelir. Yedi yıl geçmiştir ve Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ ın ısrarı ile Alimler Sultanı Konya’ya yerleşir.

Perde Açılışı:
Koca bir ömür geçmiş, 17 Aralık 1273 günü gönüller sultanı Mevlana hakka yürümüştü.
( 0:52 ) Cenazesi “Ne olursan ol yine gel” çağrısına uyanlarla dolup taşıyordu. Müslüman olsun olmasın tüm Konya halkı cenazede idi. İseviler “Biz İncil’in sırlarını ondan öğrendik” diye göz yaşı döküyorlar, Museviler ise “Bir kez daha Musamızı kaybettik ” diyerek feryad ediyorlardı. Bu izdiham sırasında taraflar arasında tartışmalar yaşandı. (2:14 ) Gayrı Müslimler Müslümanlara “Sizler nasıl onun müridi iseniz biz de onun muhibbiyiz” diyerek ona olan sevgi ve saygılarını dile getirdiler ve tartışmalar sona erdi. ( 4:00 ) Çağrısı bir kez daha yerini bulmuş, sonsuzluğa giden yolda sevgi bir kez daha ruhları birleştirmişti.

9- Bir Meltem Esintisi ( Solo dans )
Sıkıntılı günler geride kalmıştı. Şems bir fırtınaydı, kasırgaydı. Oysa Selahaddin bir meltem esintisi gibiydi, onu sükunete, huzura kavuşturuyordu. Bu can dostluk sürerken kin ve nefret tohumları yine baş verdi. Onu da Şems-i Tebrizi gibi yok etmeye karar verdiler. ( 2:04 ) Ama Selahaddin “ Gerçekten karar verdilerse beni yok etmeye, bende haktan hayırlısını diliyorum ve onların hakkında da hayır dua ediyorum ” diye onlara cevap verince utandılar ve af dilediler.

10 – Şems’in Rüyası 1. Gece - Melekle Dans (Şems-i Tebrizi ve Melek-ikili dans )
Rüyasında Mevlana’nın insan için arzuladığı tüm özellikleri temsil eden bir melek ona gelir. Onun varlığının Mevlana için ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha Şems’e hatırlatır. Halkın tüm kötülüğüne karşı kendindeki iyiliğin bozulmaması konusunda onu uyarır. Kötülüğün kaynağı olan Şeytan’ın insanlara farklı şekillerde gözükebileceğini, bu aldatmacalara inanmaması gerektiğini söyler ve kaybolur.

11 – Göklerin Daveti ( Toplu dans )
Mevlana çarşıda kuyumcu Selahaddin’ in dükkanının önünden geçerken çekiç seslerini duyar. Bu ritm onu semağa davet eden kudüm seslerini çağırıştırır ve çarşının ortasında sema etmeğe başlar. Selahaddin bu olayı görünce o da göklerin davetine uyar ve Mevlana’ya katılır. Bir yandan da “ koşun yağma edin, hep altın istemiyormuydunuz ?, işte size altın, hepsi sizin olsun, bana artık gerekmiyor, çünkü ben gerçek altın madenini buldum” demektedir. Onun ardından çıraklar ve halkta onlara katılır.

12 - Şems’in Rüyası 2. Gece–Şehvet Dansı (Şems-i Tebrizi ve dansçı - ikili dans )
Şems-i Tebrizi rüyasında, bu kez dünyevi zevkleri temsil eden kadın görünümünde bir varlıkla birliktedir. Onu danslarıyla etkileyen, kendinden geçmesine sebep olan bu kadın ona terk ettiği dünyevi zevkleri yeniden tattırmak için bütün dişiliğini kullanmaktadır. Tüm bu karanlık çağrılara direnen Şems, sonunda ondan kurtulmayı başarır.

13- Şems’in Rüyası 3. Gece -Şeytanla Dans (Şems-i Tebrizi ve Şeytan-ikili dans)
Üçüncü gece yine rüyasında kötülüğü temsil eden Şeytan gerçek yüzüyle ortaya çıkar. Daha önce farklı yüz ve şekillerde ortaya çıkan Şeytan, Şems’i ayartamamış olmanın kızgınlığı ile onu korkutan ritüelik bir dansa başlar. ( 1.00 ) Bir karabasan olarak onu kuşatır her yanını sarar.

14 - Sararmış Yıllar ( Mevlana solo – halk toplu dans )
Yıllar geçmiş, hüzün dolu tozlu sayfalar sararmıştır artık. Mevlana hastalığının bu kez onu terk etmeyeceğini hissetmektedir. Tüm hayatı, acıları, anılarından akıp gider. Ama vazifesini yapmış, Allah aşkına giden yolda insanlara yön göstermiştir. ( 1:36 ) Tüm dinlere mensup insanlar ona inanmışlar ve onun sevgi yollunda sonsuz görkemi aramışlardır. Tam bunları hatırlarken Şems ile ilk kez karşılaştıkları günü hatırlar. ( 2:44 ) Şems’in boşluğunun aslında hiç dolmamış olduğunu hisseder ve kahrolur. ( 3:22 )

15 - Yine Gel Ne Olursan Ol ( Final – halk toplu dans )
Sekiz yüz yıl geçti aradan. Onun güneş gibi nuru hala bütün dünyayı aydınlatıyor. Ondan doğan evrensel aşk tüm dinleri ve toplumları Tanrının merhameti ve sevgisi etrafında birleştiriyor ve Çağrısı hala milyonları birbirini sevmeye ve değiştirmeden kabul etmeye davet ediyor.

Etiketler:
Bülten Yayın kullanıcısının resmi